- bu hikayenin sonunda ikimiz de ölelim,
daha güzel bitemez.
- ah senin şu iflah olmaz romantizmin...
- sadece kahraman ölürse romantik olur. ben de öleceğim. hem yazar hem kahraman ölünce postmodern olur.
- ölmüyorsun, yeni bir hikayeye başladın. bu yeni hikayede bana yer yok.
- her hikayemde sen varsın.
- iğreti duruyorum yeni hayatında. bana uymuyor yeni düzenin, ben ona uymuyorum. kıyılıp atılamayan antika bir vazo gibi. kıymetli. ama gereksiz, ama fazlalık işte. göz yoruyor.
- ah senin şu iflah olmaz romantizmin...
- sadece kahraman ölürse romantik olur. ben de öleceğim. hem yazar hem kahraman ölünce postmodern olur.
- ölmüyorsun, yeni bir hikayeye başladın. bu yeni hikayede bana yer yok.
- her hikayemde sen varsın.
- iğreti duruyorum yeni hayatında. bana uymuyor yeni düzenin, ben ona uymuyorum. kıyılıp atılamayan antika bir vazo gibi. kıymetli. ama gereksiz, ama fazlalık işte. göz yoruyor.
Kocaman,
kem gözlü bir Şahin, gözümün önünden yuvarlak bir et parçası koparıyor. aynaya
bakıyorum, irice bir misket büyüklüğünde, altında bembeyaz kemik olan bir oyuk
kalıyor geriye...
- simurg gibi, kimbilir, kendini tekrar yaratacak bu hikaye.
-simurg ne?
- simurg işte...
Rivayet
olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, bilgi ağacının
dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Kuşlar, Simurg’a inanır ve onun
kendilerini kurtaracağını düşünürlermiş. Kuşlar dünyasında her şey ters
gittikçe, onlar da Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki Simurg ortada
görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir
gün uzak bir ülkeden bir kuş sürüsü, Simurg’un kanadından bir telek
bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar
toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye
karar vermişler. Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde
olan kafdağı’nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi
aşmaları gerekiyormuş. Kuşlar hep birlikte göğe doğru uçmaya
başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş. Önce bülbül geri dönmüş,
güle olan aşkını hatırlayıp; papağan, o güzelim tüylerini bahane etmiş
–oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış-, kartal yükseklerdeki
krallığını bırakamamış, baykuş yıkıntılarını özlemiş, balıkçıl kuş,
bataklığını... Yedi vadi üzerinde uçtukça sayıları anbean azalıyormuş.
Altıncı vadi "şaşkınlık", yedincisi ise "yokoluş" vadisi imiş. Kaf
dağına vardıklarında geriye otuz kuş kalmış. Simurg’un yuvasını bulunca
öğrenmişler ki,
dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Kuşlar, Simurg’a inanır ve onun
kendilerini kurtaracağını düşünürlermiş. Kuşlar dünyasında her şey ters
gittikçe, onlar da Simurg’u bekler dururlarmış. Ne var ki Simurg ortada
görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Derken bir
gün uzak bir ülkeden bir kuş sürüsü, Simurg’un kanadından bir telek
bulmuş. Simurg’un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar
toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip yardım istemeye
karar vermişler. Ancak Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde
olan kafdağı’nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi
aşmaları gerekiyormuş. Kuşlar hep birlikte göğe doğru uçmaya
başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş. Önce bülbül geri dönmüş,
güle olan aşkını hatırlayıp; papağan, o güzelim tüylerini bahane etmiş
–oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış-, kartal yükseklerdeki
krallığını bırakamamış, baykuş yıkıntılarını özlemiş, balıkçıl kuş,
bataklığını... Yedi vadi üzerinde uçtukça sayıları anbean azalıyormuş.
Altıncı vadi "şaşkınlık", yedincisi ise "yokoluş" vadisi imiş. Kaf
dağına vardıklarında geriye otuz kuş kalmış. Simurg’un yuvasını bulunca
öğrenmişler ki,
Simurg Anka
,
"otuz kuş" demekmiş. Onların hepsi de Simurg’muş. Her biri de
Simurg’muş .
- beni azad et, ben artık senin kahramanın olmak istemiyorum. başka
hikayelerde özüm. ben çoktan gittim.
- bu hikayenin sonunu yazmadan gidemezsin. bunca zaman sonra seni tekrar görmüşsem, hikayeyi tamamlamadığın içindir.
- bu hikayenin sonunu yazmadan gidemezsin. bunca zaman sonra seni tekrar görmüşsem, hikayeyi tamamlamadığın içindir.
''Görmek
en büyük günahlardan biridir'' diyor bir kadın yazar, ''çünkü artık görünen
gizli değildir. esrarı gitmiş, bütün mahremi görünür olmuştur.''
- en çok neye üzülüyorum biliyor musun, beni
kimse kahraman sanmıyor senden başka.
- çünkü senin öykünü ben yazdım. ve görmedi hiçbir göz.
- ve bana hiç kimse masallar anlatmadı senden başka. romanların gizini kimse aralamaya kalkmadı.
- beni görmemek istedin, seni yazan kalemi.
- görmek en büyük günahlardan biridir, biliyor musun? bir yerden duymuştum
- çünkü senin öykünü ben yazdım. ve görmedi hiçbir göz.
- ve bana hiç kimse masallar anlatmadı senden başka. romanların gizini kimse aralamaya kalkmadı.
- beni görmemek istedin, seni yazan kalemi.
- görmek en büyük günahlardan biridir, biliyor musun? bir yerden duymuştum
Şahin
geri dönüyor, aksini aynadan görüyorum. bu sefer gözümü alıp gidecek. derin bir
rahatlama, yüzümü dönüyorum. alnımdan kocaman, yuvarlak bir parça et koparıp
gidiyor. geri dönmeyecek.
-biliyor musun, rüyalarımı sen yazmadın. ve
ben seni asırlardır hiç rüyamda görmedim. o yüzden kalamam. bu hikayenin sonunu
ben yazıyorum. bitti.
Ellerimden
tutup ağlıyor güzel gözlü adam rüyamda. bir kuyudan çıkmaya çabalar gibi, tutunmaya
çalışıyor. sana ihtiyacım var diyor, gitmemeliydin. gözlerini dikiyor ruhumun
dibine, sesimi çıkaramıyorum. uyandığımda hatırlıyorum, gidenin o olduğunu. ve
hiç ellerimi tutarken bakmadığını gözlerime.
- biliyor musun, ben de yeni bir öykü yazıyorum. ve içinde sen
yoksun. hoşçakal.
30 Mart,
2008 - 22:57
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder