Kasım diyorduk değil mi... madem en klişe kasımlardan bahsedeceğiz, önceliğim 'kasım' dediğimde bir mani gibi kendini tekrar eden tek cümle: '' remember remember the fifth november.''(5 kasımı hatırla) bilen bilir, kendisi 'V For Vendetta' filminin açılış cümlesidir. Filmle ilgili, en azından şimdilik, çok detaya giremeyeceğim çünkü yıllar oldu izleyeli ve benim balık hafızamda çok az detay kaldı. fakat bu cümle kendini hiç unutturmadı. cümlenin filmdeki devamı şu şekildedir;
Remember, remember the fifth of november, gunpowder treason and plot. i see no reason why the gunpowder treason should ever be forgot.
but what if the man? i know his name was guy fawkes and i know in 1605 he attempted the blow up the houses of parlement. but who was he really, what was he like?
we are told remember the ideas not the man. 'couse a man can fail, he can be cought, he can be killed and forgotton. but 400 years later an idea can still change the world.
i witnessed the firs hand the power of ideas. i seen people killing the name of them, and die defending them. but you cannot kiss an idea, cannot touch it or hold it. ideas do not bleed, they do not feel pain, they cannot love.
it is not an idea that i miss, it is a man. a man made me remember the fifth of november. a man i could never forget.
Bu politik eylemle ilgili çok da fazla fikrim olmaması ve filmin hafızamda canlı olmaması sebebiyle verebileceğim detay budur efendim. Ha, bu arada ekşi sözlük sağolsun, öğrendim ki 1970 yılına ait John Lennon'un ''Remember'' adlı güzel bir şarkısı da varmış:
Kasımdan söz açılmışken ''Sweet November'' dememek, holivut aşkımıza, vıcık vıcık romantizmimize, beyaz atlı prense olan sarsılmaz inancımıza yakışmaz. Kim neden bu filmi 'Kasım'da Aşk Başkadır' diye çevirdi bilinmez ama kendisi Türkiye'de her kasım ayında törenlerle kutlanan bir duygusallığın fikir babasıdır, saygıyla anıyorum. Bir isim çevirisi ancak bu kadar kendini ve filmi aşıp bir duygu seli fenomeni olabilirdi. Her 'Kasımda aşk başkadır' diyenden bir kuruş... Ehm şaka şaka. klişe dedim ama o kadar değil hayır.
Filmi hala izlememiş olan yoktur diye düşünerek spoilerli bir özet geçeceğim. İstisnalar var ise bu paragrafı atlayabilir. Nelson (Keanu Reeves) kendini işine adamış tipik bir holivut jönü, ay pardon reklamcıdır. Sara (Charlize Theron) ile yolları bir ehliyet sınavında kesişir ve Sara, Nelson'un hayatını değiştirmek için çabalamaya başlar. Nelson, Sara'nın ''Kasım'' ayıdır ve ay bitene kadar beraber olmak için anlaşırlar. Kasım bitmeden birbirlerine aşık olacaklar ve malesef Sara'nın sırrı ortaya çıkacaktır.
Filmin kafamdaki sembolü ne sonbahar yaprakları, ne o şirin mahalle ne de C.Theron'un güzelliği; bence sembol Sara'nın turuncu atkısıdır. O kadar hoş ve kendine has bir tarzı var ki, bayılmamak elde değil. Filmle ilgili yorumlara kıyafetten başlamak absürd oldu evet ama bence 'Sweet November' turuncu bir atkıdır, ne eksik ne fazla. İşin duygusal boyutuna gelirsek, beni ortalama bir romantik filmden daha fazla etkilemiş değil malesef. Hatta İncir Reçeli ile aynı kıvamda sayılır. Charlize Theron'un Fahriye Evcen kikirikliği çok itici, neden aşık olunacak kadınlar henüz ergenlik yaşıyormuş gibi gösterilmek zorunda, lolita sevdasından mı? Ayrıca Keanu Reeves'in duygusuz mimikleri, Nelson'un sonu bir yere varmayan geçmiş ve geleceği de fazlasıyla itici detaylar. Ayrıca her aya bir adam düşecek şekilde insanlığı kurtarma çabası nedir allasen? Niçin Sara böyle bir yönteme başvuruyor, ne zamandan beri, Ekim dallamanın tekiymiş tamam da, mesela Temmuz'un Kasım'dan ne eksiği vardı ki deniz yıldızı misali adamcağızları kurtarıp kurtarıp suya attı merak içerisindeyim. Bu kargaşada da ikisinin ağlak romantizmine şahsen ben ikna olmadım. Ben yazımı ve kasım uğurlamamı filmin en sevdiğim kısmıyla bitireyim efendim:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder