Bu ülkede her gün, bir önceki gün yaşanan dramaya uyanıyor ve soruyoruz kendimize, 'Daha kötü ne olabilir ki?' Yeterince düşmüş olmanın, yeterince rezil, yeterince soyulmuş, aç kalmış, sömürülmüş, dayak yemiş, gaz yemiş olmanın, insan yerine konmamanın en beterini yaşıyoruz sanıyoruz. Diyoruz ki 'Tamam ulan, vurdun işte dibe. Bir insan, bir ülke daha ne kadar düşebilir ki?'
13 Mayıs sabahı gördük ki aslında, henüz ''yeterince'' düşmemişiz, yeterince ölmemişiz mesela; o gün öldük. Üç değil, beş değil, çok öldük. Herkes şaşırdı çok ölmeye, sanki başka çaresi varmış gibi yerin altına gömülen adamların, başka kader mümkünmüş gibi. Bir kımıldanma oldu memleketimde. Aşırıyı sevmeyen, herşeyi kararında ve üsturuplu seven memleketime üç yüz bir adam çok geldi. Teker teker ölseydiniz halbuki beyler, ülkenin rahatını bozmaya ne hakkınız vardı sizin? Her gün ikişer üçer avlanan kadınlar gibi ölsenize kardeşim, bir kerede 301 kez ölünür mü? Bak, maden sahibi gripmiş. İnsan önce bir izin alır, patron müsaitse ölürsün. Bir günde üç yüz bir eve ateş düşürüp, dumanında yok edilir mi ocaklar, barklar? Üç yüz bir diyorum; yüzü çamura, ateşe bulanıp isimsiz gömülenleri saymıyorum bile. Rahatından zerre ödün vermeyen yüzsüzler ise bambaşka, anlayamazlar sizin üç yüz bir yaralı, karalı, sessiz sedasız ölüşünüzü.
Çok doğal ölümdü gerçi, güzel de öldünüz. Hepimiz beğendik sanal alemde, gönderdik iletileri çatır çatır,yorum yaptık, paylaştık. Hatta yüzünü gözünü boyayıp fotoğraf çektirenler bile oldu. E o kadar zahmet edip öldünüz,bir madenci 'selfie'si de çekmese miydik? Siz bilmezsiniz selfieyi, nerden bileceksiniz? 'Self'i (kendi) için yaşamamış adamın kendi fotoğrafı mı olur? Siz o kadar güzel öldünüz ki çektik koyduk fotoğraflarınızı sizin yerinize, ananız babanız, bacınız karınız gelip sizi teslim alabilsin diye...
O kadar 'kara'bir mizahın başrolündesiniz ki, görseniz bir daha ölürdünüz. İnsan o kadar çok hayret ediyor ki haksızlıklara, adaletsizliğe, göz göre göre kandırılmaya, yalana, dolana... Bir yerden sonra kendini ve yaşadığın memleketi bir yabancının gözünden görmeye başlıyorsun ve baştan başlayıp tekrar tekrar hayret ediyorsun... Biz bu hayret etmekten yorulduk da,siz günlerdir ölmekten yorulmadınız.
Çok öldünüz beyler, bu kadar da ölünmezdi, aşkolsun size. Kavrulan ciğerlerinizi yabancısı olmadığınız, o ait olduğunuz topraklara koyarken biz utandık. 301 eve kor düştü kazdığınız kömürden. 301 anne, 301 baba, 301 eş,sevgili, oğul, kız, teyze, hala,amca, yeğen yandı. Artık solgun resimlerde solmayan bir hatıra, koskoca memlekete yüz karasısınız.
Çok öldünüz beyler, ama çok sürmez unutulursunuz. Yarın başka kadınlar ölecek, başka çocuklar, başka adamlar. O kadar alışkınız ki ölmeye, öldürülmeye, itilmeye, kakılmaya. Sanmayın yıllarca yasınız tutulur; anca kor düşen ocaklar tüter için için. Ötekiler için bir derya bu memleket. Yarın hangi oltaya takılacağımızı bir Allah bilir.
Fakat güzel öldünüz beyler. Kalanların kömür değil yüz karalarını nasıl temizleyecekler onu düşünsünler varsınlar; siz öyle masum, öyle temiz, öyle içten öldünüz ki,ışıklar içinde, nur içinde uyuyun.
